• Decrease font size
  • Reset font size to default
  • Increase font size

 "İnsanların barışları da savaşları da birer hayalden doğmaktadır. Öğünmeleri de, utanmaları da birer hayale dayanmaktadır".
 

"Etrafında insan yüzlü bir çok şeytan vardır. Bu sebeple her ele el vermek, bağlanmak,intisab etmek uygun değildir".


Wichtige Links

 

Statistics

Besucher: 2768385

Besucher

Login Form






Passwort vergessen?
Noch kein Benutzerkonto?
Registrieren
Home
Bizler sessiz kaldigimizdan kaybettik Drucken E-Mail
Benutzer Bewertung: / 1
Dienstag, 4. April 2017

Bizler sessiz kaldığımızdan kaybettik,yani maça 1-0 geriden başlıyoruz.adnan5.gif

Avusturya´da Entegrasyon konusu ilk kez 2008 yılında hükümet programına girebilmiştir. Bu yıllara kadar bizleri hep gidici olarak görmüşler. 2010’da, belediyeler, eyaletler ve federal yönetim uygulamaları “Entegrasyon için Ulusal Eylem Planı” (Nationaler Aktionsplan für Integration) adı altında birleştirilmiştir. Bunu gerçekleştirken bizler dahil değildik, STK lar sessiz kaldı ve onlarda bizleri çağırma ihtiyacı duymadı.

2014 yılı ise Avusturya entegrasyon politikaları açısından bir dönüm noktası kabul edilmektedir.

Bu yılda “göçmenleri kendi kaderlerine ve entegrasyonu tesadüfe bırakma yanlışının artık tekrarlanmaması” düşüncesi çerçevesinde Hükümet bazı adımlar atmaya başladı. Ama yine bizleri dahil etmeden, ben yıllarca dile getirdim bizlerle sorun var ise çözmek için bizlerde konulara baştan dahil olmamız gerekiyor diye.

2011 yılında İçişleri Bakanlığı’nın altında bir Başkanlık olarak kurulan Entegrasyon Sekreterliği (Staatssekreteriat für Integration), 2014 yılında Dışişleri Bakanlığı ile birleştirilerek “Avrupa, Entegrasyon ve Dışişleri Bakanlığı” ismi altında Bakanlık düzeyine yükseltilmiştir.

Ülke içerisindeki entegrasyon çalışmaları ile dış ilişkiler arasında sinerjiyi temin etmesi hedeflenen bakanlığın temel hedefi entegrasyonun mümkün olduğu kadar erken başlaması olarak açıklanmaktadır . Bu amaçla belirlenen ’50 maddelik Plan’ (50 Punkte-Plan) kapsamında, göçmenlere yönelik oryantasyon seminerleri, dil kursları ve iş piyasasına giriş için bir takım destekler sunulmaktadır .

Bunun yanında, Bakanlığın bazı icraatları bir takım eleştirileri beraberinde getirmiştir.

Avusturya’da 1912 yılından beri yürürlükte olan ve Müslümanların ibadet hak ve özgürlüklerini düzenleyen “İslam Yasası” (Islam-Gesetz), O dönemin Entegrasyon Bakanı şimdinin Başbakan’ı Sebastian Kurz’un girişimleriyle 2015 yılında güncellenmiş ve bu süreç hararetli tartışmalara neden olmuştur.

Bu tartışmalar esnasında, aşırı sağcı FPÖ milletvekilleri, “İslam’ın Avusturya’nın bir parçası olmadığı” ve Avrupalı değerlerle uyuşmadığını dile getirerek bu yasa ile radikalleşmenin önüne geçilmesinin hedeflendiğini ifade etmişlerdir. Bizler ise maalesef yine yeterince sesimizi çıkartamadık.

Yasa; Müslümanlara yönelik genel şüphe, yurt dışından gelen imamların engellenmesi, imamların sadece Avusturya üniversitelerinde yetiştirilmesi, Bakanlar Kurulu’nun cemaatlerin tanınması ve lağvedilmesinde yetkili olması, camilerin tüzel kişiliğe zorlanması ve dini etkinliklerin güvenlik gerekçesiyle iptal edilebilmesi gibi düzenlemelerden ötürü Avusturya Müslümanları tarafından yoğun eleştiri almaktadır, lakin yeterince birlik sağlanamadığından, istendigi sonucu göstermemekte.

Başka hiçbir inanç grubu için getirilmeyen bu kısıtlamalar, Avusturya’daki Türk Müslüman nüfus için çok kültürlülük ve inanç özgürlüğü adına bir hayal kırıklığını simgelemektedir.

İlk kez 2017 yılın başlarında, Entegrasyon Bakanlığı yetkililerince dillendirilmeye başlanan, kamusal alanda başörtüsü yasağı söylemleri ise Avusturya’da entegrasyon politikalarının geldiği noktayı göstermesi açısından önemlidir.

Uygulanmak istenen bu baskıcı ve dışlayıcı politikalarla, özellikle Müslüman göçmenlerin “Avusturya değerleri” ve hâkim kültüre sadakat bağlamında kimliklerinden feragat etmeye zorlandıkları görülmektedir.

Bizler artık burda kalıcı olduğumuzu kabul ederek gereken adımları atmalıyız, aksi takdirde bizleri daha çok zor günler bekliyor

 

Letzte Aktualisierung ( Donnerstag, 5. April 2018 )
 
Siyaset ve Siyasetciler Drucken E-Mail
Benutzer Bewertung: / 0
Montag, 28. August 2017

adnan_dincer_br_fest3_13.jpgSevgili okuyucularım, bizler bu avusturyaya nicin geldik, elbette vatandaki ekonomik sorunlardan kurtulmak ve iyi bir yaşam sürdüre bilmek için.

Uzun süredir burda yaşıyoruz burayi artik vatan olarak bildiğimizden, her konumdada bunu gerçekleştirmemiz gerekiyor.

Siyasi haklarımızı aramak ve toplum olarak isteklerini burdaki siyasi platfomlarda duyurula bilinmesi için, elbette Siyasetciler gerekiyor.

 Bunu Avusturya kökenli Siyasetcilerde bizler için yapabilir, fakat bunların sayısı nadir ve bizim toplumun tam isteklerini bilmedigi kanatındayım.

Bundan dolayi türk kökenli arkadaşlar, bu konuları daha iyi bir şekilde müdafa edebilir, cünkü onlar sizden biri burda sizin yaşadığınız sıkıntıları yaşadılar ve yaşamakdalar.

Fakat bu arkadaşlarımızın çabası ne kadar fazla olursa, çekemeyenide daha fazla artıyor ve bununlada kalmıyor daha kötüsü bu arkadaşları kötülüyorlar, çamur atıyorlar gereksiz suçlamalarda bulunuluyor, şikayet etmeye kalkıyorlar, bu arkadaşların yüksek miktarlarda maaş aldığı söyleniyor, keşkede öyle olsaydı, fakat şunu bilmemiz gerekiyorki, bu arkadaşlar zamanlarının çoğunu üçret almadan yapmakdadır, aldıkları ise genelde toplantı başına çok cuzi rakamlardır, bu mikdarlar inaninki çoğu zaman bir Sigara almıya bile yetmiyor, buna rağmen çekemeyenler, aksini anlatıyorlar, bende bilhassa bu arkaşlara şunu söylemek istiyorum , kesin iftira atmayı, söyledikleriniz doğruysa, arkadaş sizde girin siyasete, sizde alın o zaman o yüksek maaşları.https://resources.blogblog.com/img/icon18_edit_allbkg.gif

 

Adnan Dincer

NBZ Genel Başkanı

#adnandincer

#nbzaustria

 

 
Bu Is Siyasetle olmaz Drucken E-Mail
Benutzer Bewertung: / 0
Montag, 28. August 2017

adnan_dincer2.jpgBu söylem dışarıdan gelen bir salgın hastalıktır. Size bu hastalıgın sürekli telkin eden bir grubun ve çevrenin olduğunu unutmayınız. Eger bu gruba ve cevreye karşı direnir ve kendinizi zihinsel acıdan koruma altına alırsanız, bu tür söylemler sizi etkisi altına alamaycaktır. Aksi halde, bir zaman sonra bu grubun ve çevrenin kopyası olduğunuzu ve bu iş siyasetle olmaz söylemini söylüyor hale geldiğinizi görürsünüz. Önemli olan böyle bir düşünce içine girmemek.
Dıştan kaynaklanan bu iş siyasetle olamaz hastalıgını iyi ve doğru teşhis edebilmemiz için önce bu hastalıgın hangi ifadelerden meydana geldigine bakalım.

Siyaset oyalamadır,
demokrasi kafir icadıdır
Politika yalancılıktır
Siyaset yalancıların işidir
Toplum için bir şey yapamazlar
seçsekde ne olacakki
vs.
Insan milletsiz, millet devletsiz, devlet siyasetsiz, Siyaset insansız olamaycağına göre „ bu iş siyasetle olmaz“ sözü ya bilenler tarafından ya da bilmeyenler tarafından söyleniyordur.


Bilenler tarafından söyleniyorsa bunda bir kasıt vardır- Çünkü ilim, böyle bir şeye asla müsade etmez, söyleyenlerin maksadı ne ola bilir acaba? Toplumu bölmekmi?
Bilmeyenler tarafından söyleniyorsa, kasıt yok, bilgisizlik vardır. İşte bu tür kişiler Siyaset yaptıkları halde bu iş siyasetle olmaz derler. Bazı örnek verecek olursak:
Siyasi haberleri dinlemek Siyaset değilmi?
Siyaseti konuşmak Siyaset değilmi?
Seçimlerde oy kullanmak Siyaset değilmi?
Bir seçilmiş olandan bir işin yapılmasını istemek Siyaset değilmi?

Bilindigi gibi hastalıkların faydası olmaz zararı olur, dolayısıyla bu bahsetmiş olduğumuz hastalıgın hem ferdin kendine hemde topluma çok zararları vardır.
Zararlardan bazıları örnek olarak göstermek gerekirse:
Bu iş siyasetle olmaz demek, bütün insanların ilgilendiği, faydalandıgı, davalarına, fikirlerine, ideojilerine, inanclarına hizmet etmek için kullandıkları siyasetten mahrum kalmak demektir.
Bu iş siyasetle olmaz demek, ben, benim ve milletimin yönetimiyle ilgilenmem, kim ilgilenirse ilgilensin demektir.
Siyasetle ilgilenmeyenlerin siyasetiyle ilgilenen mutlaka olur, Ama bunlar bizim siyasetimize ne kadar faydalı olabilirler?
Bu iş siyasetle olmaz demek, devletleri inkar etmekdir, çünki devletler siyasetle yönetilir. Gerçekleri inkar edemeyiz.
Bu iş siyasetle olmaz diyenlerin kurdukları dernek, cemiyet, kuruluşlar ve benzerleri asla başarılı olamazlar. Çünkü en az mensubu olan aile de dahil olamak üzere hiçbir kuruluş siyasetsiz olamaz.


Gelin birde beraberce Siyaset bizi nasıl etkilediğine göz atalım:
Çok kişi „ bizi siyasete / politikaya karıştırmayın“ dedi ve halan demekde, ama şunu unutmayınki siz siyasetin taa içindesiniz, sizleri buraya getiren iş ve ekonomi politikası´dır, sizi burada tutan ve çalıştıran sosyal politikadir ve „sizleri buradan artık çalıştınız, verginizi ödediniz, ama artik her şeyimiz var, sizlere ihtiyacımız kalmadı, sizlerde zaten bizim gibi olmadınız, gidin artık“ diyende ırkcı politika değilde ne acaba? Gördügümüz gibi – günlük yaşamamız her gün siyasetin içindedir.
Bir siyasi kuruluş olarak bizim işimiz sag ve solla, onunla bununla değil bizim davamız burdaki yanabcıların asgari sorunlarını tespit etme ve bunlara çözüm üretme ve Vatandaşımızın hakkını korumak, bunuda gerçekleştire bilmek için:

Birlik ve beraberlik içinde olmamız lazım.
Biz burada huzur içinde, burdaki insanlarla kardeşce bir arada yaşamak isteyenleriz. Türk toplumu olarakda her siyasi mercide temsilcilere ihtiyacımız var. Herkes bu konuda aktiv rol alması gerekiyor, seçilemem diye bu işin içinde olmamak yanlış olur. Aktiv olmasanız bile en azından siyasetle ilgilenlere destek vermemiz gerekmezmi ?

 

Adnan Dincer

NBZ Genel Başkanı

#adnandincer

#nbzaustria

 

Letzte Aktualisierung ( Montag, 28. August 2017 )
 
NRW Wahlen 2017 und die antretenden LISTEN Drucken E-Mail
Benutzer Bewertung: / 0
Montag, 28. August 2017

Wieso sollten die Bürger und Bürgerinnen bei der kommenden Nationalratswahlen LISTEN bzw. Namenslisten wählen? Bei diesen geht es hauptsächlich darum einigen wenigen, und meist dem Spitzenkandidaten ein Mandat zu ermöglichen, wir haben in der Vergangenheit miterleben dürfen, wie solche Namensliste meist nach einer Periode  oder weil der/die SpitzenkandidatInn nicht mehr antritt sich auflösen, dabei muss schon die Frage gestellt werden, wieso diese Personen dann Jahrelang in den Parteien dabei waren, dort nicht viel bewegt haben, oder  geht es darum, nur weil Sie nichtmehr oder auf wählbaren Plätzen aufgelistet sind um Ihr eigenes Ego zu befriedigen Namenslisten gründen und dabei viele BürgerInnen in die Irre führen. Was können diese Listen, falls Sie den Einzug schaffen, bewegen?

Und Was passiert mit einem Rückzug des Namensgebers oder gar bei dessen Tod? Dann verliert doch die Liste seine Legitimation und bei der der nächsten Wahl gibt es sie nicht mehr, ist es dann nicht IRRE Führung der WählerInnen?  

 
Das Leben Drucken E-Mail
Benutzer Bewertung: / 0
Freitag, 18. August 2017

Das Leben geht weiter, die Frage ist in welcher Art und Weise?
Jeder kann bis zu einem bestimmten Teil des Lebens selber bestimmen, jedoch gibt es manche Aspekte die unwillkürlich dein Leben mit beeinflussen.
Also ist es so, ob wir in einem Zug sitzen, mit einer vorbestimmten Geschwindigkeit, die sich in eine Richtung bewegt, dieser bleibt stehen oder reduziert die Geschwindigkeit bei anfahren eines Bahnhofes.

Genau dieser Zeitpunkt ist der Wendepunkt deines Lebens, stei...ge in einen anderen Zug und du wirst feststellen, dass dieser mit einer anderen Geschwindigkeit fahren und dich an einen anderen Ort bringen wird………..

Habe Mut und steige in den anderen Zug…..wenn du es nicht machst, wirst du dir immer die Frage stellen, wohin ging der ZUG bzw. mein Leben…..

 
<< Anfang < Vorherige 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Nächste > Ende >>

Ergebnisse 1 - 9 von 111
Advertisement