• Decrease font size
  • Reset font size to default
  • Increase font size

 "İnsanların barışları da savaşları da birer hayalden doğmaktadır. Öğünmeleri de, utanmaları da birer hayale dayanmaktadır".
 

"Etrafında insan yüzlü bir çok şeytan vardır. Bu sebeple her ele el vermek, bağlanmak,intisab etmek uygun değildir".


Home arrow Türkische Seiten arrow Köse Yazilari arrow Ah ! Avusturya Avrupa neler açtin basimiza?
Ah ! Avusturya Avrupa neler açtin basimiza? Drucken E-Mail
Benutzer Bewertung: / 4
SchlechtSehr Gut 
Montag, 10. Mai 2010

Bugün Avusturya da yasayan toplumun her kesiminde birbiriyle uyumlu ve sağlıklı bir iletişim kurulamıyorsa, bunun nedeni,yaşadığımız kavram kargaşasındandır. Sağlıklı bir iletişimin sağlıklı bir kuralıda o kelimelere yüklenen mananın herkes tarafından bilinip aynı şeyi anlamasıyla çözüme kavuşur.

 Ne yazıkki bizim toplumumuzda özellikle Avrupa ya geleliden beri yaşanılan ve düşünce hayatımızda yer tutan kelimeler aslı anlamlarıyla değil, batılıların bize empoze ettikleri ve bizim kültürel dünyamızı dinamitlemeye yönelik olduğundan, bizim kültürel dünyamızda yer bulmuş İslami kavramlara; batılı deyimlerden anlam ve kavramlar yüklendiğinden kafa karışıklığı yaşanıyor ve tabir caizse konuşuyoruz ama ne dediğimizi bilmiyoruz sonucuna varılıyor.

İşte o zamanda Mehmet ,Mustafa’yi, Hasan Adnan ı, Cengiz Yeneri bir başkasını anlamıyor ve farklı algılamalar ve bizdeki oluşan mevcut düşünceye yönelik şartlanmışlık birbirimizi üzecek sonuçlar ortaya çıkarıyor.

 

Halbuki işi en başından en kaynağından almak ve günümüze ulaşana kadar da bu tarihi serüvende mana itibariyle yaşananları bulup ortaya çıkarmak, kısaca bizlere düşüncemizde etki eden ve bizleri yanlışa sürükleyen bir çiviyi beynimizden söküp atmak bizim içinde toplumsal bakış açısı içinde rahatlamaya sebep olacaktır.(Burada şunu da hemen kaydedeyim ki, biz bu birlikteliği sağlasak bile batılılar bizi yine rahat bırakmayacaklardır)

Geçmişinde İslami toplum hayatını eksiklikleriyle de olsa yaşamış ve Türkçesini konuşdugu Avusturya da ;batılılaşma süreciyle beraber anlam kaymalarına yol açan kelimelerin, kavramların kafa karış tırıcılığı, ve bunların İslami düşünce etrafında gerçek anlamlarının bilinmesi bizim düşünce hayatımızı da olumlu etkileyip, toplumsal barışa katkı sağlayacağı muhakkaktır. Çünkü kelime ve kavramlara tutulacak İslam projektörü aynı zamanda zihinlerimize yerleşmiş bulanıklığı da giderecektir.

Bir insan kendisine nasıl yabancılaştırılır? ya da böyle bir durum olurmu? derseniz, cevabımız “olur” şeklindedir. Yani bir insan kendisine yabancılaştırılır. hani bilirsiniz Çin işkencelerinden birisi de Müslüman Türkleri mankurtlaştırmaktır. Öyleyse bir toplumda ;doğru olan,gerçek olan kavramların yerine kültürel emperyalizmin bir uygulaması olan başka toplumlara ait kültürel değerler kazandırılırsa, belli bir müddet geçtikten sonra, onlar gibi yaşama onlar gibi düşünme ve hayat tarzı başlar. Bizde de öyle değilmi?

 

Bugün hangi kitabı defteri açarsanız açın bize öğretilen batı insanı yüksektir, batı insanı üstündür, batı insanı medenidir.vs. batı batı batı……. Peki bizler batıyı her haliyle öğrenmeyelim mi? Elbette. Hem de kendi lerinden daha iyi bir şekilde,ancak önce ne olur, kendimizi bir öğrenelim. Kendi tarihimizi, değerlerimi zi, kültürel mirasımızı en iyi şekilde belleyelim. çünkü kendini iyi tanıyamayan başkasını da asla anlayamaz ve buralara uyum saglayamaz, uyum sagladigini düsünerek asimile olur gider.

 

Günümüzde birçok tarihi hasletlerimiz perdelendi. Bazen müslümanlar arasında birbirine karşı kibirli ve suizanlı yaklaşımlara şahit olabiliyoruz. Sanki kendimiz, kusursuzluğun, mükemmelliğin mihengiymişiz gibi; bir çırpıda kardeşlerimiz hakkında hükümler veriyor, hayalimizdeki darağacında asıveriyoruz. Halbuki, müslüman müslümana karşı hüsnüzanna memurken.. ve halbuki mayasını karan din büyüklerinde bu tavır esas iken..

 

İşte iki din büyüğümüzden örnek bir yaklaşım; bir topluluğun yaptığı davranış hakkında art niyet arayışına girmeye temayülü olanlara ve de hepimize ibretli bir hadise (Bu anlatımın, başka hak dostları için anlatılan versiyonu da vardır):

 

Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. (O zamanlar dergâhlar aynı zamanda “aşevi” fonksiyonu da görüyordu.)

 

Durumu Hacı Bektaş-ı Veli'ye anlatır, ama o büyük zât: "helal değildir" diye bu kurbanı geri çevirir.

 

Bunun üzerine adam Mevlevî dergâhına gider ve aynı durumu Hz.Mevlana'ya anlatır. Hz.Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Bunun üzerine o adam; “aynı şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu” söyler ve Hz.Mevlana'ya bunun sebebini sorar.

 

Bunun üzerine Hz.Mevlana şöyle der:

 

- Biz bir karga isek, Hacı Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama O kabul etmeyebilir.

 

Bu tavır ve duruş karşısında adam üşenmez, kalkar, Hacı Bektaş Dergâhı’na gider ve Hacı Bektaş Veli'ye; “Hz.Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini” söyleyip, bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli'ye sorar.

 

Hacı Bektaş Hazretleri de şöyle der:

 

- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Hz.Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir... Bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin
gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı; O, senin hediyeni kabul etmiştir.

 Şimdi bu hadiseyi günümüz ortamında değerlendirecek olursak;

Bir müslüman şahıs ya da bir topluluk, buna benzer bir hadise ile muhatap olsa... Kim bilir belki de, birbirini tekfirle suçlamalara kadar bile gidilebilirdi mesele..! Günümüzün bazı üzücü misallerini gördükten sonra..!

 

Neydi o zaman eskilerin farkı? Bir kere onlar birer tevazu âbidesiydi. Herkesi, hususan da Hak yolunda hizmet eden herkesi kendisinden yüksek görüyor ve de onlara karşı tam bir tevazu ve hacalet içinde bulunuyorlardı.. Dolayısıyla da, başkalarının yaptıklarına ve sözlerine hep hüsnüzan ediyor, yapılanlarda bir hikmet arıyorlardı...

 

İnanana yakışan budur…

 

Temennimiz;

 hepimizin de –bir inanan olarak-böyle “olmamız gerektiği gibi” olabilmemiz.

Saygilarimla

Letzte Aktualisierung ( Montag, 10. Mai 2010 )
 
< zurück   weiter >
Advertisement

Umfrage

Welcher Liste geben Sie bei der AK Wahlen 2019 Ihre Stimme?
 

Syndicate

Designed by exo

Bluecounter Website Statistics Bluecounter Website Statistics Bluecounter Website Statistics Bluecounter Website Statistics