• Decrease font size
  • Reset font size to default
  • Increase font size

 "İnsanların barışları da savaşları da birer hayalden doğmaktadır. Öğünmeleri de, utanmaları da birer hayale dayanmaktadır".
 

"Etrafında insan yüzlü bir çok şeytan vardır. Bu sebeple her ele el vermek, bağlanmak,intisab etmek uygun değildir".


Home
Uzun ince bir yol Drucken E-Mail
Benutzer Bewertung: / 3
Montag, 18. Januar 2016

İnsanoğlu doğduğu andan itibaren kendini uzun ve ince bir yolda bulur, ömer boyu kendine has olan bu yolda yürümeze çalışır. Bazen dar, bazen enğelli ve taşlı bu yolu en iyi şekilde gitmeye uğraşır. Zaman Zaman bu yolun doğru olup olmadığını sorgular, kendince doğrudur, çünki gerçek hayyatta olduğu gibi bazen bir yol ayrımına gelir ve doğru yöne secer, bu yolda ilirledikçe hedefine ulaşır, önemli olan kendisinin çizmiş olduğu yoldan şaşmamak lazım, elbet bulunmuş olduğun ortam, toplum ve etrafındakileri senin belirlemiş olduğun ve gittigin yolun dogru olup olmadıgını sorgulataçak, ama yine sen bildigin yoldan ayrılma, zaman zaman yönünü değiştirsen bile, kendinle istişare ettiğinde belki terk etmiş olduğun o yola tekrar döneceksin ve soracaksın “Dünya kuralları o kadarmı değişdi nerde kaldı mertlik dürüstlük bizler artık 21. Yüzyılın dinosorları gibiyiz neslimiz yok olmaya mahküm yolunda kalırsan, yada yeni düzene ve yeni yola ayak uydurarak sende çizginden dogru bildigin yoldan ve çizgiden ayrılacaksın ayrılmadıgın takdirde yok olmaya mahkumsün diye. Yinede yok olsanda bildigin dogru dedigin yoldan ayrılma, nasıl yüz yıllarca önce yaşamış olanların bazılarının ismi halen hatırlanıyorsa, seninde elbet bir hatırlayanın olaçak ve aslında onun gitmiş olduğu yol duğruydu diyeçek.

 Kısaca öyle bir zaman ve yolda ilerliyoruzki yapılanlar söylenenler davranışlar çabuk unutulur oldu seni kırmalarına ve yolunda enğellemelerine rağmen, kendi yollarının doğru olduğunu çoğununda bu yönde degiştiğinden büyük bir kitleyi kendi saflarına çekerek, senin gibi çizgisinde ve yolunda duranları yok etme cabsındadırlar. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıyada kalsan, yinede sen kendine cizdiğin yoldan ayrılma. Çünki o senin çizgin ve doğrundur. Sen bu dünyadan ayrılarak o yolu terketmiş olsanda seni hatırlayanlar olaçakdır. Her şey zamanı ve yeri gelince geri döner..........  

Letzte Aktualisierung ( Montag, 18. Januar 2016 )
 
Avrupa´mi bizi monoton yapan, yoksa biz mi monotonlugu hayatimiza sokan... Drucken E-Mail
Benutzer Bewertung: / 0
Montag, 31. August 2015

adnan5.gifAvrupadaki dün ile buğün arasında fark varmı bilemiyorum. bir izin sezonunuda geride kalmış durumda ve ortak şikayetimiz yine monoton hayata dönmemiz. Türkiyeden dönmesek ne olur diye ister istemez her izin sonrası soruyoruzdur biz GURBETÇİLER kendimize, ama yok çözümü diyoruz ve burdaki hayata devam ediyoruz, burda olduğumuz sürecde Vatan hasreti çekiyoruz, izinde ise ikinci Vatan olarak seçmis olduğumuz yerleri özlüyoruz bu ise yoksa biz sifrozenmi olduk sorusunu getiriyor ? Yok öyle değil diyoruz ve dönüyoruz buralara, burdaki hayatımız dün nasıl ise buğünde aynı, yanı kısaca monoton monoton…...

Biz dün ile buğünün arasındaki farkı aramakla bir yılımızı geçiriyoruz, ama sadece bir yılla kalmıyor geriye baktığımızda bir ÖMÜR geçmis farkında olmadan. Bu bana bir reklam filmini hatırlatıyor, kopyalanmış günlerin, kopyalama sırasında sadece bir kaç saniyesinin yer değişimi ama ürün ve konu aynı… kısaca bizim hayatımızda olmuş bir reklam filmi.

Buğün şöyle bir düşündügümüzde hayatımızın nerede geçti diye ve baktığımızda  iş, ev, iş… arasında mekik dokuyoruz. Üç nokta olsaydı en azından bir hayat üçgeni oluşurdu ama şansa bak çoğunda üç nokta bile oluşmuyor. Bunada kısaca monoton hayat denir.

Zaman zaman tamam diyoruz ve bu monotonluktan kurtulmaya karar veriyoruz, kısa değişiklikler yapıyoruz, ama bakıyoruzki tekrar eski halimize düşmüssük.

Bizler yinede çeşitli düşüncelere dalarız, hayal ederiz ve kurtulmak isteriz,bu monotonlukdan, ama oda olmaz buda uymadı der hayatımiıza devam ederiz. Hep düşüncelerle kalır bizim bu monotonlukdan çıkmamız.

Hayatımız boyunca her akşam derizki kurtulamadık buğünde monotonluktan. Kısaca hayatımızın sonunda en azından şunu diye biliriz ‚ah monotonluk ömrümü yedin ömrümü……. Amaçım eleştirmek değildi kesinlikle, sadece monotonluk hayatımızı kapsadığını ifade etmek istedim ve ömrümüzün sonuna kadar kurtulma ve değiştirme cabası içinde olmamız gerekdiğini aktarmak istedim.
Letzte Aktualisierung ( Montag, 31. August 2015 )
 
Politische Hitze WELLE Drucken E-Mail
Benutzer Bewertung: / 1
Montag, 6. Juli 2015

Wetter bedingt leiden wir in Europa unter einer Hitzewelle, jedoch ist die Hitzewelle nicht nur auf das Wetter, sonder auch auf das politische Klima in Europa anzuwenden, wenn wir die Situation rund um Griechenland betrachten, haben wir eine aufgeheizte, sich fast nicht mehr abkühlende Situation, auch wenn eine Abkühlung erzwungen wird, werden wir die Schäden der poltischen Hitze immer spüren...

Wem war die Hitze dienlich, wem hat es genützt, KEINEM, den eine HITZE hinterlässt immer Spuren der Verwüstung, dies hat Europa in zwei Lager geteilt, auf der einen Seite die, die der EU die Stirn bieten, aber dabei vergessen, das nicht nur die EU sondern auch sie für die Misere der letzten Jahrzehnte verantwortlich sind, und auf der andere Seite, die die mit dem unüberlegten GELDPUMPOLITIK ihren Beitrag geleistet haben, um die eigen Exporte zu fördern.......In diesem Sinne - hoffen wir das wir nicht noch eine Hitzewelle erleben..........

Letzte Aktualisierung ( Montag, 6. Juli 2015 )
 
KiMLiGiNi KAYBETMEYE MEYiLLi TOPLUMMUYUZ? Drucken E-Mail
Benutzer Bewertung: / 1
Montag, 29. Juni 2015
Her geçen gün, biraz daha aslımızdan uzaklaşıyormuyuz ney?  Avrupalı Türk olmak, türklüğünden az olan türk demekmidir acaba? Avrupalı Türk demek eski değerlerini muhafaza etmeyen edemeyen Türk demekmidir? Göçmen olup yaşadığımız ülkeye konsantre yaşamaya calışırken, kendi öz değerlerimizi koruyabildikmi acaba?  Bir,  şanlı gururlu Türk olduğumuzu, ana gibi bildiğimiz vatanımızı, avrupaya niçin geldiğimizi, bütün bunları hala buğün biliyormuyuz acaba? Yaşadıgımız ülke ve günümüz şartlarına bakalırsa! Türk toplumu analizlerinde bizlerin  çoktan kaybettiğimizi  görmek hiç zor değil. Nerde'mi kaybettik? Bunu, Türkiyeli Türkler ve Avrupalı Türkler arasındaki farklılıkları kıyaslıyarak çok kolay görebiliriz. Türkiyeli türklerin, hayata bakış açısı,avrupalı türklerin hayata bakış açısından çok fark olduğunu kabul etmeliyiz. Bizler yaşadıgımız ülkede, türkiye türkler gibi degişimde gelişebilseydik, yaşadıgımız ülke yerlilerine uyumumuz daha kolay olabilirmiydi acaba?  Avrupalı Türk yaşadıgı bölgenin ne kamukurumlarından haberdar nede Sosyal aglarından dogru dürüst bilgi sahibi degil. Avrupalı türkler olarak bizler bir an önce  yaşantımızda ve alışkanlıklarımızda sistem değişikligine gitmezsek, yaşadıgımız ülke yerlileriyle aramızdaki mesafe ucurumu büyümeye devam edeçek gibi görülmekte. Bizler kendi öz değerlerimiz kültürümüzle, yerlilerin arasına sıkca girip kendimizi iyi anlamda kabul ettirmeliyiz. Bizlerin, onların ortamlarına dahil olması gerek. Gençlerimizin düzgün eğitim almalarına ve aldıklari eğitimle, yaşadıgımız ülke kamusistemine ve sosyal aglarinda yer almalıyız. Ancak bu şekilde yaşadıgımız ülke sisteminde bizde varız diyerek kültürümüzle beraber varlıgımızı hissettirebiliriz.

 

Birde avrupalıların gözüyle bakılırsa, onların gözünde biz Türk müyüz yoksa o ülkeye şöyle böyle birşekilde uyum sağlamış bir vatandaşmıyız? Acı gerçek şu ki, aslında bizler avrupalı türkler her ikiside değiliz. Birincisi! Aslımızı koruyamadık. Ikincisi! tam olarak yaşadığımız ülkeli de olamadık. Peki ne olucak bu avrupalı türklerin hali? Koskoca bir 50 yıl kayıpta ve türkün geleceği ise mechul...........

Letzte Aktualisierung ( Montag, 29. Juni 2015 )
 
Braucht der Arbeitsmarkt wirklich eine Unterstützung ? Drucken E-Mail
Benutzer Bewertung: / 0
Montag, 29. Juni 2015
Der Arbeitsmarkt, ist doch der Ort, wo sich die Nachfrage nach Arbeitskräften und dem Angebot der Arbeitsleistung zusammen trifft. An und für sich sollte es sich selbst regeln, jedoch wenn ein Überangebot von einem der Parts vorhanden ist, müssen wir regulativ eingreifen und die Situation steuern, denn je leichter ein Arbeitsplatz zu besetzen ist, desto mehr Macht erhält der Arbeitgeber und versucht die ArbeitnemerInnen ...zu seinen diktierten Konditionen einzustellen und auszubeuten. Über arbeitsmarktpolitische Maßnahmen, können wir zum Teil die Kräfteverhältnisse ausgleichen und für beide Seiten halbwegs akzeptable Lösungen realisieren. Diese regulativen Maßnahmen müssen erfolgen, damit ein wirtschaftlicher und ein sozialer Ausgleich vorhanden ist, dabei dürfen wir nicht vergessen, das ArbeitnehmerInnen die keine entsprechende Ausbildung vorweisen können, ebenso berücksichtigt werden müssen, wie Ältere und Frauen, hier müssen, dieser Gruppierung angepasste und abgestimmte Maßnahmen erfolgen, damit auch diese eine reale Chance auf dem Arbeitsmarkt haben. Um diese Personengruppen im Arbeitsmarkt besser zu integrieren, müssen wir Gesetzliche Rahmenbedingungen schaffen, damit eine Einstellung dieser Gruppierung seitens der Arbeitgeber erfolgt.
 
<< Anfang < Vorherige 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Nächste > Ende >>

Ergebnisse 19 - 27 von 113
Advertisement

Umfrage

Welcher Liste geben Sie bei der AK Wahlen 2019 Ihre Stimme?
 

Syndicate


Fatal error: Class 'JTEXT' not found in /kunden/247862_6850/www.adnandincer.com/components/com_joomlastats/count.classes.php on line 885